Ana Sayfa GÜNDEM JCR: Küresel Risklerin Azalması Türkiye İçin Fırsata Dönüşüyor

JCR: Küresel Risklerin Azalması Türkiye İçin Fırsata Dönüşüyor

35
Paylaş

JCR Eurasia Rating Başkanı Orhan ÖKMEN’in Türkiye ekonomisi ve 2018 beklentilerine dair açıklamalarına aşağıda yer verilmiştir:

Azalmaya başlayan küresel risk algısı Türkiye ekonomisi için tekrar fırsat yaratmaya başlamıştır: 2017 yılının ikinci yarısından itibaren küresel piyasalarda başlayan ve artarak halen devam eden pozitif gelişmeler, özellikle gelişmiş ülkeler başta olmak üzere küresel düzeyde genel risk algısını azaltmaktadır: Kısa ve orta vadeli gelecek dönem içerisinde ABD ekonomisinin iyi bir performans sergileyeceği, Avrupa ekonomilerinde ve Japonya’da güçlü toparlanmaların devam edeceği artık ortaya çıkmış ve iyice anlaşılmıştır. Türkiye’nin mevcut jeopolitik, siyasi ve ekonomik risklerinin seviyesinin ilave olarak bozulmaması kaydıyla, küresel ekonomik ortam Türkiye ekonomisi için tekrar fırsat yaratmaya başlamıştır. Dünya ekonomilerinde görülen ekonomik toparlanma Türkiye açısından dış satış olanaklarını artıracaktır.

Türkiye ekonomisi yüksek direncini ve yatırım yapılabilir ülke konumunu korumaktadır: Olumsuz yönde gelişen siyasi ve ekonomik gelişmelere karşın, bankacılık sektörünün ve kamu dengelerinin sağlıklı yapısına dayanılarak Türkiye ekonomisi yüksek direncini korumuş ve önemli bir ekonomik büyüme ivmesi sergilemiştir.

° Kredi kalitesinin zayıflamasına izin verilmemiştir: Destekleyici politikaların gücünü yitirmesine ve fonlama maliyetlerinin artırmasına rağmen, bankacılık ve finansal piyasalarda yürütülen deneyimli ve etkili bir risk yönetimiyle kredi kalitesinin zayıflamasına izin verilmemiştir.

Yavaşlama riski azalan sermaye akımlarından daha fazla pay alabilmek için para, maliye ve makro ihtiyati politikaların dağınıklık gösteren senkronizasyon seviyelerinin yükseltilmesi gerekmektedir: FED ‘in bir yıllık perspektifte seri olarak faiz artıracak olması ve Avrupa Merkez Bankası ile Japonya merkez bankasının sıkı para politika alanını biraz daha etkinleştirmesi; global sermaye fonlarının Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yönelik ilgisini azaltma baskısı yaratacaktır. Ancak aynı zamanda azalan küresel risk algısı, ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede büyümenin hızlanmasına ve sermaye akımlarının gelişmekte olan ülkelere yönelme isteğinin artmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla Sermaye akımları üzerinde var olan bu iki ters yönlü etkilerin Türkiye açısından pozitif yönde cereyan edebilmesi için, küresel gelişmelere karşı para, maliye ve makro ihtiyati politikaların manevra kabiliyetleri ile senkronizasyon seviyelerinin yükseltilmesi gerekmektedir.

Türkiye ekonomisinin fonlama kalitesinin artacağını beklemekteyiz: Gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarının içeriğinin portföy yatırımları yerine, daha sağlam olan doğrudan sermaye yatırımları şekline dönüşmeye başlaması Türkiye ekonomisinin fonlama kalitesinin artmasına katkı sağlayacaktır.

Türkiye ekonomisinin ilk yarı yılında; TL’nin üzerindeki baskılar hafif kalacaktır: Küresel düzeyde yükselmesi beklenen faizlerin sebep olacağı fonlama riskleri ile petrol fiyatlarında yaşanacak artışların “geccikmeli yansıma” özelliği nedeniyle, Türkiye ekonomisinin ilk yarı yılında; TL’nin üzerindeki baskılar hafif kalacak ve büyüme ivmelenmesi aynı hızla devam edecektir.

Ekonominin düşük enflasyona ve üretici ve tüketicilerin de optimum fiyatlama davranışına başlayabilmesi için Merkez bankasının faiz politikasını değiştirmesi gerekir: 2018 yılının ikinci yarından itibaren, küresel değişikliklerin yansıyacak olan gecikmeli etkilerinin Türkiye ekonomisi üzerinde ortaya çıkaracağı yavaşlama, işsizlik ve enflasyonist eğilimleri bertaraf edebilmek için Merkez bankasının çok daha önceden faiz politikasını değiştirmesi gerekir. Mevcut Faiz politikası döviz talebini caydırıcı etki yapamamaktadır. Döviz talebi perakende fiyatların en temel artış sebebini oluşturmakta ve büyümeyi de bozmaktadır.

Türkiye’ye yönelecek ilave dış kaynak olanağı ortaya çıkmadan kısa ve orta vadede yeni bir kredi büyümesi artık sağlanamayacaktır. Dolayısıyla enflasyonun düşürülmesi ve yatırım ortamını ve demokrasi seviyesini iyileştirmenin ilk ve temel adımı olan OHAL ve KHK’ler sonlandırılması, Türkiye’ye sermaye girişlerinin canlılığını ve ilave kaynak bulma olanaklarını artıracak, büyümeye sürdürülebilir özellik kazandıracaktır.